KAYIP RUHLAR

5/2/2009 - VİCDANI OLMAYAN AŞKTAN ANLAMAZ

Kategori: ASK ODASI


Hangi iklimin,hangi mevsiminde vurdun beni hatırlamıyorum...Hatırlamaktan korktuğum birçok gün gibi o günü de sildim zamanın tiktak seslerinden...




Karşıma çıkan her ağacın her dalına,yaprak yaprak, seni ve karanlığı misafir eden gözlerini çizmiştim hatırlamak istemediğim vakitler diliminde.Şimdi bir cellat gibi karşıma dikilen zamanda,adım başı, geçtiğim kaldırımlara düşen yaprakları topluyorum...Ezip
Sözlerinle vurulduğum gün,anladım ki aşk vicdan istermiş..! Aşk sabır istermiş..! Aşk emek istermiş..! Sen bu aşkta emeğini, yıkıp,parçalamak için kullandın.Sen,bu aşkta sabrını benim sabrımı ölçmek için harcadın...Sende eksik olansa “ vicdan” dı...Hançeri sırtıma sapladığın gün,gözlerinde bir dirhem acı yoktu...

Çünkü yalnızca vicdanı olanlar aşk acısı çekerdi.

Şimdi bu sana son sözüm:

geçmeli mi sararan yaprakları yoksa kimsenin ayağına değip,yakmasın canlarını diye birbir toplayıp,kuytu bir köşede ateşe mi vermeli? Doğru olan hangisi bilmiyorum...Bilmekten korktuğum birçok şey gibi...

Birgün dönmeyi düşünürsen
Kaybettiğin vicdanını bulduğun gün çık karşıma..!

KANLICA34

 

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2009 - KADER DEDİĞİMİZ

Kategori: ASK ODASI

Bir kadın… Her gün aynı saatte köşe başında belirir yorgun gözlerle…Yaşamaktan yorulmuş bedeni sanki ruhsuzmuş gibi adım atar caddelerde bir yere yetişmek istermiş gibi. Sanki aradığı aşkı bulmuşta ona ulaşmak için bu çaba… Ve bir erkek aynı gün farklı bir köşede belirir.. Sağlam bedeninin ardında karanlıktan korkan bir çocuk vardır sanki.. sevgiye aç şefkate muhtaç içindeki o küçük çocuk gözyaşı döker içten içe kadersizliğine.. yıllar boyunca acımasız hayatla yalnız savaşmanın getirdiği güçle adım atmaya çalışır. Adımları gittikçe hızlanır sanki yolun sonunda bekleyeni varmış gibi..

Gecenin karanlığında evine dönmek isteyen kadın boş kaldırımlarda
başı önde küçük fakat hızlı adımlarla otobüs durağına varır. Saatine bakar ve kırk beş dakika daha beklemesi gerektiğini fark eder. Kırık dökük durakta oturacak yer bulamaz. Elindeki gazeteyi yere serip oturur ve otobüsün gelmesini beklemeye başlar. Birkaç dakika sonra sonbaharın geldiğini haber verirmişcesine yağmur başlar. O kadar çok yağmur yağıyordur ki ne yapsa korunamayacağını anlar ve gözlerini kapatıp öylece yağmurun altında hiçbir şey yapmadan taştan yapılan bir biblo gibi dimdik durur. Hiçbir şeyin onu yaşamaktan yıldıramayacağını birilerine kanıtlamak istermiş gibi. Yağmur onu ıslatmıyordu artık sanki yağmur damlaları içinden geçip boş kaldırımlarda eğlenircesine ordan oraya sıçrıyordu. Sanki her şeyin hatta tanrının bile ona karşı olduğunu düşünmeye başlamıştı. Gözleri yüksek sesle çalan kornayla aniden açılır. Otobüs gelmiştir. Kadın evine vardığında kapının önünde birkaç dakika bekler. Her gece boş yatağa yalnız girmekten hoşlanmasa da o nihayet evindedir ve biraz da olsa huzur bulmuştur. Kapıdan girer ve sessizliği dinlemeye başlar. Kısa bir süre duraksadıktan sonra uzun koridorda yürüyerek yatak odasına yönelir. Penceresini açar toprak kokusunu içine çeker ve gök yüzüne bakar yağmur artık yağmıyordu. Hafif bir tebessümle dağılan bulutların ardında parlayan yıldızları seyretmeye başlar. Gece boyunca o küçücük pencerenin içinde oturur. Bekler.. sadece bekler.. Ve işte o an tüm gösterişiyle bir yıldız kayar ve kayan yıldızla birlikte dilek tutar kadın. Fısıltıya benzer bir ses tonuyla: ‘Sonsuz aşk için..’der. İçi ürperir birden nedenini bilmiyordur ama şikayeti de yoktur.

Ayni gece yağmura otobüs durağında yakalanan yalnızca kadın değildi. Başka bir durakta başka bir otobüs bekleyen adam ayni yağmura yakalanmış ve ıslak elbiselerine aldırış etmeden durakta ısrarla beklemişti. Otobüs çok beklemeden gelmişti. Başını sağa sola sallayıp ıslak saçlarını kurulamak istemiş ama pekte başarılı olamamıştı. Adam kaldığı apartmanın bahçe kapısına geldi. Apartmanın en üst katında kalıyordu. Güzel bir de terası vardı dairesinin. Ama ne yazık ki içi boştu. Kapıdan girdiği zaman yüzüne vuran yalnızlık rüzgarıyla her gece karşılaşmaktan nefret ederdi. Fakat gidecek yeri olmayan adam bu rüzgara alışmaktan başka çaresi olmadığının farkındaysa da her gece tanrıya isyan etmekten kendini alamıyordu. Her yeni güne belki bir umut deyerek başlayan adam günler aylar hatta yıllar geçtikçe artık az da olsa var olan umudunu kaybetmek üzeredir. Bir önceki geceden arta kalan birasını alır dolaptan. Terasa açılan penceresini açar. Buz gibi sonbahar havası dolar odanın içi. Terasa çıkar. Soğuk ve hareketli bir sonbahar yağmurunun ardından açan gökyüzüne bakar. Adeta dans ediyordu yıldızlar. Tüm parlaklığıyla kayan bir yıldız görür ve iç çekerek: ‘Aşk için.’ der… Onunda tıpkı kadında olduğu gibi içi ürperir. Bilmediği şeyi özlemeye başlar. İsyan edercesine tanrıya ellerini kaldırır ve neden ben diye sorar..

Kadın ertesi gün içindeki sesi dinleyerek sahile gider. Soğuk hava sanki o hariç her şeyi donduruyordu ama o üşümüyordu. Kumlara ayaklarını o kadar sağlam basıyordu ki rüzgar deviremiyordu onu.. rüzgar denizden çok onu hırçınlaştırıyorsa da yine de denizden daha sağlam olduğunu biliyordu. Rıhtıma doğru yürümeye başlar kadın. Sonuna geldiğinde denizin kayalarla dans edişini izler. Göz yaşları damla damla akar istemeden kendi kendine acımaya başlar. Nerde hata yaptım ben diye düşünür. Gözleri dalgaların kayalarla dans edişine takılır rıhtımın kenarına oturur
ayaklarını denize doğru uzatır sırtını rıhtımın kenarına dayar ve öylece ufka doğru bakar… Sanki aradığı gözlerinin görebildiği son noktadaymış gibi.

Erkek fırlarcasına yatağından kalkar ertesi sabah. Sanki biri onu ardından itiyormuş gibi tökezleyerek kapıdan çıkar. Koşar adımlarla yürürken ayakları onu idare ediyormuşcasına kendini sahilde bulur. Beyni ona oyun mu oynuyordu diye düşünür bir an. Sonra düşünmekten vazgeçip kumların üzerine uzanır ve düşlediği aşkını görmek istercesine gözlerini kapatır onun yüzünü sonsuz karanlıkta bulmaya çalışır. Sonra ayağa kalkıp denizin kayalara sarılışını dans edişini daha yakından görebilmek için rıhtıma doğru yürümeye başlar.. İskelenin ucuna geldiğinde ufka bakar. Ve aradığım nerdesin diye haykırır. Gözlerini kapatır yeniden. Görmek istemediği bir şey varmış gibi sıkıca kapar. Gözünden bir damla yaş akar. Rüzgar daha bir şiddetle esmeye başlar dalgalar okadar sert vuruyordur ki kayalara sanki bir şey anlatmak istermiş gibi sanki ağzı dili olsa her şeyi söyleyecekmiş gibi. Adam gözlerini yavaşça açar ve ufka bakmaya başlar. Gözlerini hiç ayırmadan bakmaya ısrarla devam eder..
:

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

KAYIP RUHLAR.....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

cisil2006
bilgiliali
busecegunler
kavakliderekoy
ozlemlehayat
sessizcigliklarim
dnaharikasi
enguzelarabalarburada
ilkayinmekani
gülay çelik
kayipsehirler
falbilimmerkezi
hayatindamlalari
nisancanisan
dilek .
asikhayatlar
sonbaharkadinlari